Kütahya’da katıldığı programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının önemine vurgu yaptı, Türkiye’nin gelişmişliğine de değinerek, “Biz Müslüman olarak, Türk olarak, Anadolu insanı olarak kendi kültürümüzle, kendi kimliğimizle, kendi inancımızla da dünyanın zirvesine yarışabiliriz, koşturabiliriz. Bunun için “gâvura” benzemek, kimliğinden kopmak, geçmişi reddetmek, tarihiyle bağını koparmak gerekmez” dedi.
TÜRKİYE ÖNEMLİ AŞAMALAR KAT ETTİ
Kütahya Küresel Araştırma Düşünce Merkezi (GRTC) Genel Kurulu kapsamında Kütahya’ya gelen Erdoğan, tarihi Germiyan Sokak’taki Kadim Konağı’nda düzenlenen panelde konuştu.
GRTC Başkanı Mustafa Önsay’ın moderatörlüğünü yağtığı, çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin de konuşmacı olarak katıldığı panelde konuşan Erdoğan, Türkiye’nin 25 yıl öncesine göre oldukça geliştiğini söyledi.
“Ekonomik olarak gelişen Türkiye’de sivil toplumun gelişmesi kaçınılmazdır” diyen İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, şunları söyledi: “Sivil toplumda taleplerin çoğalması, sivil toplumda gönüllü olmak isteyenlerin sayısının artması beklenir. Sosyal-siyasi taraftan bakacak olursak da, tabii ki ekonomik gelişmişliğimizin iki kategori daha geride olduğu 25 sene önce, siyasetten herkesin beklentileri, ülkeyi yönetenlerden herkesin… İşte ‘Devlet Baba’… İşte Demirel’e herkes niye baba diyordu? Her şey ondan bekleniyordu. Nasıl bir evin içinde çoluk çocuk her şeyi babadan beklerse, herkes devletten her şeyi bekliyordu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hamdolsun bir devletten beklenecek hizmetler noktasında çok merhale kat etti. Yani bugün memleketin ulaşım altyapısı, eğitim altyapısı, sağlık altyapısı artık Batı ülkeleriyle birçok alanda yarışır, bazılarında biraz geride, bazılarında biraz daha ileride noktasına gelmiş durumda.”
“TAYYİP ERDOĞAN OLSAYDI BÖYLE OLMAZDI, HEY GİDİ HEYLER…”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasetin tesirini, müessir olduğunu ve bir şeyleri yapabildiğini de topluma gösterip kanıtladığını da dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Sayın Cumhurbaşkanımız birçok alanda ezberleri bozan çıkışlar yaptı. Toplumun önünde gidip toplumun da paradigmalarını, toplumun da alışkanlıklarını etkiledi. Mesela Türkiye’de bir İslamcı kesimden bahsedersek, Tayyip Erdoğan İslamcı kesimi nerelerden nerelere getirdi diyebiliriz. Merkez sağdan bahsedecek olursak, Tayyip Erdoğan merkez sağ… Tayyip Erdoğan Türkiye’de solu bile dönüştürdü diyebiliriz başka açılardan baktığımızda. Ama şimdi bu gelişmişlikle beraber düşündüğümüz zaman, hele hele Allah hayırlı uzun ömür versin, Cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesin, kıymeti diyoruz, değeri elbette ki Tayyip Erdoğan olmadığı zaman daha iyi anlaşılacak. Bu sünnetullah mı dersiniz, insanın Allah’ın tabiriyle işte zalim ve cahil olmasından mı dersiniz bilinmez. Ama böyle oluyor, böyle olacak. Ne yapalım? ‘Ah Tayyip olsaydı, Erdoğan olsaydı, Tayyip Erdoğan olsaydı böyle olmazdı, bunlar çözülürdü, bunlar daha iyi olurdu, hey gidi heyler.’ Yani bunlar başka büyük liderlerden sonra da hep olmuştur elbette.”
“GÜÇLÜ SİVİL TOPLUM SİYASETE YÖN VEREBİLİR”
Siyasetin güçlü sivil toplum kuruluşlarının tavsiyelerine ihtiyacı olacağını da kaydeden Erdoğan, “Şimdi sivil toplumun güçlenmesi, bir konunun dertlisi olan, gönüllüsü olan insanların o işin sahada günbegün çilesini çeken insanların yönlendirmesine artık siyasetin ihtiyacı olacak. Yani işte sağlık sahasının geneliyle ilgili olmaktan ziyade çok özel bir hastalıkla ilgili konuda o hastalığı çeken, o hastalığı çekenlerin yakınlarının oluşturduğu yapı Sağlık Bakanlığı’na, milletvekillerine ‘Bakın bu konunun çözümü budur’ diyecek. Eğitimin erbabının Türkiye’de eğitimin daha iyi olmasıyla ilgili milletvekiline ‘ne kanun yapılması gerekiyor, ne mevzuat gerekiyor’ anlatması gerekiyor. Bugüne kadar bizim bu tür sivil toplum kuruluşlarımızın kendi sahalarında derinleşmediğini görüyoruz. Derinleşmedikleri için de siyaset bir şey yaparken dosyayı hazırlayıp yani ‘efradını cami ağyarını mani’ mi diyoruz, şekilde bir konuyu çalışıp siyasetçinin, kanun yapıcının önüne getiremediğini biliyoruz maalesef. Dolayısıyla bu sebeple sivil toplumda nasıl ki ecdadımız en artık hani ihmal edilmiş saha ne diye düşünmüş, en eksik olduğunu düşündüğü neresi diye düşünmüş, onun vakfını kurmuş” dedi.
“GELİŞMEK İÇİN BATILILAŞMAYA, KİMLİĞİMİZİ REDDETMEYE GEREK YOK”
Türk toplumunun batılılaşmasıyla ilgili de konuşan Erdoğan “Şimdi bizim herhalde 200 yılı aşkın bir batılılaşma hengamemiz var. İşte bütün bir elit sınıflarımızın bu hezeyanlara kapılmışlığı var değil mi? Dolayısıyla bu sebeptendir, hani toplumun önünde gidenler o batılılaşmaya kendilerini kaptırdıkları için kendi değerlerinden kopuyorlar, kendi kültüründen uzaklaşıyorlar, kendi kimliğini reddetmeye meylediyorlar. Dolayısıyla toplumun geri kalan kısmı da bu şekilde önünde yürümesini beklediği insanların maalesef kendisinden hep uzaklaştığını gördü. Cumhuriyetle birlikte bütün bu çatışmalar adeta kurumsallaştı. Ama şimdi gördük ki yani özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin işte az önce bahsettiğim ekonomik altyapı, siyasi bir sürü başarılarını düşündüğümüz zaman gelişmek için; teknolojide, bilimde, fende, ekonomi olarak büyümede ilerlemek için kimliğimizi reddetmek gerekmediği, dinimizden uzaklaşmaya ihtiyaç olmadığı, kültürsüzleşmek veya Batı kültürünü taklit etmek gerekmediği anlaşıldı diye düşünüyorum. Biz Müslüman olarak, Türk olarak, Anadolu insanı olarak kendi kültürümüzle, kendi kimliğimizle, kendi inancımızla da dünyanın zirvesine yarışabiliriz, koşturabiliriz. Bunun için “gâvura” benzemek gerekmez, kimliğinden kopmak gerekmez, geçmişi reddetmek gerekmez, tarihiyle bağını koparmak gerekmez. Dolayısıyla bunu işte Selçuk Bayraktar gibi isimlerle Türkiye’nin aldığı merhalelerle artık delillendiğini görüyoruz yani değil mi? Müslüman olarak, Türk olarak, Anadolu olarak kendi atlı sporlarımızı, kendi yağlı güreşimizi, aba güreşimizi, kuşak güreşimizi, şalvar güreşimizi yaşatarak, atlı okçuluğumuzu yaşatarak…”
Panelde diğer konuşmacılar da sivil toplum kuruluşlarının önemi, geleceğin inşası, nesillerin dijital çağa hazırlanması, dünya siyasetinde sivil toplum kuruluşlarının rolü gibi konularda konuşma yaptı.
Kütahya protokolünün katıldığı program, genel kurulun yapılması, öğrencilere belgelerinin verilmesi ve hediye takdimi ile sona erdi.
RAMAZAN DOĞAN


