Kütahya türkülerini hafızalara kazıyan ve Türk Halk Müziği dünyasında “Hisarlı Ahmet” olarak efsaneleşen büyük usta, vefatının 42. yıl dönümünde kabri başında düzenlenen törenle yad edildi.
Kütahya’nın kültürel mirasını notalara dökerek tüm Türkiye’ye tanıtan, halk müziğinin ekol isimlerinden Hisarlı Ahmet, vefatının üzerinden geçen 42 yıla rağmen unutulmadı. Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından organize edilen anma programı, sanatçının ebedi istirahatgahı olan Ahi Erbasan Mezarlığı’nda gerçekleştirildi.
Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Duygusal anların yaşandığı törende, usta sanatçının ruhu için dualar edildi. Anma törenine İl Kültür ve Turizm Müdürü Zekeriya Ünal, Hisarlı Ahmet’in eski öğrencileri, yerel sanatçılar ve sevenleri katıldı.
Tören sonrası açıklamalarda bulunan Kütahya Kültür Bakanlığı Mahalli Sanatçısı Mustafa Salün, Hisarlı Ahmet’in sadece bir derlemeci değil, Kütahya’nın ruhunu yaşatan bir simge olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Hisarlı Ahmet, Kütahya’nın sanat ve kültür hayatında bir mihenk taşı olmaya devam ediyor. Onun derlediği her türkü, bu şehrin geleceğe bıraktığı birer mirastır. İl Kültür Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Derneği ve Hisarlı Ahmet Sempozyumu düzenleme kuruluyla birlikte Hisarlı Ahmet amcamızı ölüm yıldönümünde anmak için bir araya geldik. Kütahya’nın sanatına sunduğu katkılarından dolayı Hisarlı Ahmet’i rahmet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şad olsun. Biz kendisinin ismini ve eserlerini yaşatmak için gayret ediyoruz. Mekanı cennet olsun. Biz kendisinden memnunduk, Allah da inşallah ondan memnun olsun.”
Kütahya türkülerinin babası olarak anılan sanatçının, TRT repertuvarına kazandırdığı onlarca eser, bugün hala halk müziği sanatçılarının en önemli kaynakları arasında yer alıyor. Program sonunda katılımcılar, sanatçının Kütahya kültürüne sunduğu eşsiz katkıları ve nezaket dolu kişiliğini yad ederek mezarlıktan ayrıldı.
Bu metni, anlatıcıyı “oğlu/çocuğu” konumundan çıkarıp tamamen dışarıdan bir gözlemci (üçüncü tekil şahıs) perspektifine taşıyarak yeniden düzenledim:
Kütahya Türkülerinin Efsanesi: Hisarlı Ahmet’in Yaşam Öyküsü
Hisarlı Ahmet, 1908 yılında Kütahya’nın tarihi çekirdeğini oluşturan ve “Kala-i Bala” olarak bilinen Yukarı Hisar’da dünyaya geldi. Ayşe Hanım ile Yemenici Musa Bey’in ikinci çocuğu olan Ahmet, çocukluk ve gençlik yıllarını babasının yanında geçirdi.
Gizlice Başlayan Müzik Tutkusu Delikanlılık döneminde, Kütahya’nın geleneksel sosyal yaşamının bir parçası olan ve gençlerin evlerde toplanarak sohbet ettikleri “gezeklere” katılmaya başladı. Üç telli bağlama ile bu meclislerde tanıştı. O dönemde müzik gibi uğraşların gençleri haylazlığa iteceği yönündeki genel kanı nedeniyle, babasından gizli bir şekilde üç kile buğday karşılığında ilk bağlamasını edindi. Babasının bağlamasını görüp kırmasına rağmen vazgeçmedi; her defasında yeniden bir bağlama edinerek enstrüman çalmayı kendi çabasıyla öğrendi.
Gezek Kültürü ve Disiplin Örf ve adetlerin yaşatıldığı, görgü kurallarının ve birlikte yaşamanın pekiştirildiği gezeklerde müzik, oyun başladığında sohbet bırakılır, yeme içme durur, derlenip toparlanılır ve sessizce dinlenilir, seyredilirdi. Kurallara uymayanlara da hoş cezalar verilirdi. Zengince olana bedensel ceza verilir, uzakça bir pınardan su getirmesi istenir. Yoksul gence de mesela bir tepsi baklava alma cezası verilirdi.
Askerlik Yılları ve Şehir Hayatı Askerlik çağı geldiğinde bağlamasını yanından ayırmayan Hisarlı Ahmet, topçu askeri olarak görev yaptığı sırada klarnet çalmayı ve okuma-yazmayı öğrendi. Terhis olup döndüğünde babasının vefatı üzerine ailenin geçim yükünü omuzladı. Hacer Hanım ile evlenen sanatçının bu evlilikten Hüseyin, Huriye ve Mustafa (Mustafa Hisarlı) adında üç çocuğu dünyaya geldi. Aile, Hisar’dan şehrin yeni yerleşim bölgelerine taşınınca Hisarlı Ahmet meslek değiştirerek bir kahvehane açtı.
Sanatın Merkezi: Hisarlı’nın Kahvehanesi Açtığı kahvehane kısa sürede aşıkların, sanatçıların ve hevesli gençlerin uğrak noktası haline geldi. Ünü yayılan ustanın duvarında asılı olan üç telli bağlaması hiç eksik olmazdı; meraklı gençlere ücretsiz dersler verirdi. 1942 yılında Muzaffer Sarısözen’in davetiyle Ankara Radyosu’na giden Hisarlı Ahmet, kendine has üslubuyla dikkat çekti. Burada kendisinden “Fincanın Dibi Noktalı” ve “Pembeli” gibi meşhur türküler derlendi. Radyoda kalması teklif edilse de ailevi sebeplerle Kütahya’ya dönmeyi tercih etti.
Sazıyla Rabbine Yakın Bir Sanatçı Hayatının ilerleyen dönemlerinde hac görevini yerine getiren sanatçı, müziği bırakmasını söyleyenlere, “Ben sazımla Rabbime sizden daha yakınım” diyerek sanatın manevi yönüne olan inancını dile getirdi. Güçlü nefesiyle tanınan ve türkü söylediğinde sesinin civar köylerden duyulmasıyla övünen usta, hayatı boyunca halk kültürüne sadık kaldı.
Eserlerinin Kitaplaşması En büyük arzusu, türkülerin yozlaşmasını önlemek adına onları bir kitapta toplamaktı. Sağlığında bu hayalini gerçekleştiremese de, vefatından sonra oğlu Mustafa Hisarlı ve torunu İsmail Pektaş, 1995 yılında “Hisarlı Ahmet Yorumuyla Kütahya Türküleri” adlı eseri yayımlayarak onun bu vasiyetini yerine getirdiler.
RAMAZAN DOĞAN


