“Çinili Cami’yi yıkmadan yenileyeceğiz”

1236

Çinili Cami konusu göreve geldiğimizde önümüzde duran önemli sorunlardan biriydi diyen Rektör Uysal, “Bu konuda da özel bir basın toplantımız olacak ama kısaca açıklamak gerekirse Çinili Cami’yi yıkmadan yenileyeceğimiz bir projenin onayını Anıtlar Kurulu’ndan aldık. Yakın zamanda çalışmalara başlayarak caminin çevresini bir turizm merkezi yapacak bir çalışmayı hayata geçireceğiz” dedi.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kâzım Uysal, DPÜ’nün 2019-2021 yılları için hazırlanan faaliyet raporunu sundu.
Rektörlük binasındaki toplantı salonunda düzenlenen toplantıda DPÜ’nün 2019-2021 yılları için hazırlanan faaliyet raporunu sunan Prof. Dr. Kâzım Uysal, “Günümüzde insanlar güzel ve etkili sözlerle kendilerini açıklıyorlar. Ancak biz ise sadece sözlerle değil yaptıklarımızla, icraatlarımızla konuşmak istediğimizi göreve geldiğimiz gün söylemiştik” dedi.

“DPÜ’DE ÖĞRENCİ SAYISI 45 BİN 912”
Dumlupınar Üniversitesinin öğrenci sayısının 45 bin 912 olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kâzım Uysal, tezli ve tezsiz yüksek lisans ve doktora programlarının sayısındaki artışı paylaşarak ‘Bir üniversiteyi üniversite yapan temel ölçüt eğitim olanakları ise biz bu olanakları genişletmek için çok sayıda programı açtık. Bunu yaparken de Yükseköğretim Kurulunun ölçütlerini gözetmek zorunda olduğumuzu biliyorsunuz” dedi.

“12 BİN SURİYELİYE TÜRKÇE EĞİTİM VERİLECEK”
Son 5 yıllık dönemde yabancı uyruklu öğrencilerin sayısındaki artışın %800 oranında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uysal, “Yabancı uyruklu öğrencilerimiz birkaç ülkeden değil, 74 ülkeden aramıza katılan öğrenciler. Öğrencilerimizin büyük bölümü de gönül coğrafyamızdan. Azerbaycan’dan Somali’den öğrencilerimiz bizlerle beraberler ve sizler de Kütahya’daki yabancı uyruklu öğrenci sayısındaki artışı gözlemliyorsunuz. Bunun yanında UNICEF’in açtığı ve Türkiye’deki pek çok üniversitenin katıldığı ihaleyi kazanarak sayıları 12 bini bulan Suriyeli sığınmacıların Türkçe eğitimlerini vermeye hak kazandık.
Biz yabancı uyruklu öğrencilerimizi çok önemsiyoruz. Dünyanın küresel bir köy olduğu ortamda biz içimize kapanamayız. Bizim hedefimiz uluslararasılaşmak ve bu bütün üniversitelerin hedefi. Bu göstergeler bizim uluslararası bir üniversite olduğunu gösteriyor. Bu konu dünyanın bütün köklü milletlerinin tarih boyunca en çok önem verdiği konudur. Bugün dünyada medeniyetimizin kök tutması için yabancı uyruklu öğrencilerimize Türkçe öğretmek zorundayız. Dil bu anlamda önemli bir konudur. Biz öğrencilerimize Türkçe öğreterek kültürümüzü ve değerlerimizi de onlara öğretiyoruz. Hem öğrencilerimize hem de sığınmacılara öğrettiğimiz Türkçe’nin bir dünya dili olmasına katkı sunuyoruz.
Biz bu coğrafyada tüm milletlerin etrafımızda birleşmesini istiyoruz ki, bu coğrafyayı manipüle etmek isteyenlere karşı dik duralım. Biz bu öğrencileri davet etmezsek bu birlik beraberlik nasıl sağlanacak? Aynı dine sahibiz, benzer kültürlere sahibiz ama neden ayrıyız? Bu sorunları geride bırakmak için bizim yabancı uyruklu öğrencilerimize eğitim vermemiz gerekiyor. Son olarak da bu sürecin ekonomik katkısı var. Her bir öğrencimiz ülkemize gelişinden gidişine kadar ulaşım, barınma, giyinme, beslenme gibi gereksinimlerini ülkemizden ve özellikle Kütahya’dan karşılıyorlar.
Kimi öğrencilerimiz üst düzey bürokratların çocukları ve bizler olasılıkla Türk bürokratların gelecekte temas kuracağı bürokratları, en azından en güçlü adayları yetiştiriyoruz. Tüm bu olumlu koşullara karşın şehrimizde bu öğrencilere olumsuz bakışlar var. Bu öğrenciler ne sığınmacı, ne mültecidir. Bu öğrencilerin büyük kısmı ülkelerinin kalburüstü ailelerinden geliyorlar ve biz onları sınavla alıyoruz. Dolayısıyla belli bir kalitenin üstünde öğrencilere eğitim veriyoruz. Bu öğrencilerimizi kaybedersek uluslararasılaşma sürecinin nimetlerinden yararlanamayız. Bu öğrencilere karşı olumsuz tutumları beraberce ortadan kaldırmamız gerekiyor.
Peki, neden böyle büyük bir artış olduğuna değinecek olursak, önceden bu öğrencilerin gelmesi istenmiyordu. Biz istedik. Bunu nasıl yaptık? Biz Kütahya’yı cazip hale getirdik. Fiyatları kanunlar çerçevesinde ve makul seviyelerde tuttuk. Türkçe öğretimi bakımından çok iyi bir kadro kurduk. Bazı öğrencilerin ayaklarına kadar gittik; Üniversiteleriyle anlaşmalar yaptık.
Yabancı uyruklu öğrencilerle Türk öğrencilerin kontenjanları farklıdır. Türk öğrencilerin yerine yabancı uyruklu öğrenci alamazsınız. Biz YÖK’ün ve Cumhurbaşkanımızın da teşviklerini dikkate alarak yabancı uyruklu öğrencilerimizin sayısını artırmak istediğimizi net şekilde ifade ettik ve çalışmalarımıza bu yönde ağırlık verdik” dedi.

“YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN KONTANJANI TÜRK ÖĞRENCİLERİ ETKİLEMİYOR”
Sunuma katkıda bulunan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atilla Batur, “Yabancı uyruklu öğrencilerin sayısının artışının Türk öğrencilerin kontenjanlarını daralttığı yönündeki yanlış algıyı kırmamız gerekiyor. Türk öğrencilerimizle yabancı uyruklu öğrencilerimizin kontenjanlarının belirlenmesi konusunda bir ilişki bulunmuyor ve YÖK bunları farklı yöntemlerle belirliyor. Bizim uluslararasılaşma amacımızın Türk öğrencilerimizin dezavantajına olması söz konusu dahi olamaz” dedi.

“AKADEMİK PERSONEL ATAMALARINDA ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”
Akademik personel atamalarında çok önemli adımlar attıklarını ifade eden Rektör Uysal, Biz bir sağa bir sola savrulurken hak edene hak ettiğiniz vermeyi ihmal ettik. Biz göreve geldiğimizde 32 doçent ve 14 doçent atama bekliyordu. Göreve geldiğimizde hemen çalışmaya başladık ve bu sayıyı profesörlerde 2’ye, doçentlerde de 10’a indirdik ve bu 12 personelimizin atama işlemleri de devam ediyor. Hal böyle olunca personellerimizin memnuniyet seviyesinde önemli bir artış kaydettik. Şimdi doktor öğretim üyesi kadrosunda YÖK’ün 30 kontenjan hakkı vermesi nedeniyle bir yığılma var gibi görünüyor. Buradaki yığılmayı da azaltmak adına çalışmalarımız devam ediyor.
Bilimsel araştırma projelerine ayırdığımız kaynaklarda pek çok rekor kırdık. Önceden iki başlık altında verilen desteklerin sayısını 7’ye çıkarttık. Doğal olarak bu alana ayırdığımız kaynak miktarı da arttı. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü kapsamında yapılan projelere verilen destek yaklaşık 5 kat artarak 4 milyon TL’ye yaklaştı. Proje başı ortalama destek miktarı yapılan değişiklikler ile son 2 yılda 10 kat arttı. 1992’de kurulan bir üniversiteyiz. Kütahya’dayız; Bor madenlerinin üzerinde yaşıyoruz. İş söze gelince Kütahya’ya toz kondurmuyoruz ama Bor Araştırma Merkezimizi daha yakın zamanda açtık. Bizden önce bu yönde hiç çalışma yapılmamış. Kurduğumuz bu merkeze ciddi bir kaynak aktararak önemli bir merkez konumuna getirdik.
Çok sayıda yeni başlıktaki projelere başvurduk. Peki, bunu nasıl sağladık? Lisansüstü eğitim gelirlerimizi %760 artırarak bunu başardık. Burada yine yabancı uyruklu öğrencilerimizi üniversitemize çekmemizin önemli katkısı oldu. Biz eğitim için aldığımız paraları alıp araştırma ve geliştirmeye harcadık. İki yılda 8 yeni araştırma ve uygulama merkezi açmamızın, Erasmus stratejik ortaklıklar projelerinin bütçelerinde yaklaşık %61’lik artışları görmemizin arkasında yine bu öğrencilerimizin katkısı önemli rol üstleniyor” dedi.

“18 DOKTORA ÖĞRENCİMİZ KÜTAHYA MERKEZLİ SANAYİ KURULUŞLARINDA ÇALIŞMA OLANAĞI BULDULAR”
Sunumda söz alan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Hasan Göçmez, Kamu – Üniversite – Sanayi İş Birliği projeleri kapsamında TÜBİTAK’ın 2244 Sanayi Doktora programına ilk kez başvurduğumuzu belirterek “Toplam 18 doktora öğrencimiz Türkiye’nin önde gelen Kütahya merkezli sanayi kuruluşlarında çalışma olanağı buldular. Bu öğrencilerimizin önemli bir kısmı Mühendislik Fakültemizin öğrencileri” dedi.

“VATANDAŞLARIMIZIN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETİYORUZ”
SOGEP projeleri hakkında açıklamada bulunan Rektör Uysal, “2020’ye kadar Üniversitemizin Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı’nda (SOGEP) projesi yoktu. Bugün Taş ve Gümüş Takıya Dönüşüyor Engeller Kalkıyor ve Glütensiz Mutfak projelerini yürütüyoruz. DPÜ olarak hem engelli bireylerin iş hayatına katılması hem de glütenli ürün tüketemeyen vatandaşlarımızın bu konudaki sıkıntılarını çözmek için yürüttüğümüz bu projeleri başarılı şekilde sürdürüyor ve çok önemli çıktılar almaya devam ediyoruz. Yine 16. Yüzyıl Çinilerinin Üretilmesi ve 3 Boyutlu Yazıcı Destekli Dijital Dental Uygulamalar Merkezi Kurulumu Fizibilitesi projeleri de devam ediyor.
Kütahya’nın turizm master planının çalışmalarını tamamladık ve Valiliğimize sunduk. Kütahya Kent Meydanı projemizi yine Kütahya Valiliği ve Belediyemizle paylaştık. Bu konudaki önerilerimizin ne kadarının hayata geçeceğini icracı kurumlar karar verecekler.
Aizanoi Antik Kenti kazı çalışmalarını yıllarca Pamukkale Üniversitesi yürüttü ve bu projeleri devralma konusunda Üniversitemiz hiçbir adım atmamıştı; Hem de Aizanoi Antik Kenti Kütahya’dayken ve bizim arkeoloji bölümümüz varken. Biz göreve gelince hemen çalışmaya başladık ve Kültür ve Turizm Bakanlığına giderek bu alandaki kazıları devraldık. Bu süreçte bir önceki valimiz Ömer Toraman ve Valimiz Ali Çelik’in çok büyük destekleri oldu. Buradaki çalışmaları da hızlandırdık ve haberlerini alıyorsunuz.
Germiyan konaklarının dört tanesi üniversitemize tahsis edildi. Bu konakların işlevlerini belirledik ve ilgili birimlere dağıtımını yaptık. Bu bölgeyi DPÜ Kültür ve Sanat Yerleşkesi’ne dönüştürmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir taraftan kongre merkezimizin inşaatı devam ediyor. Orası tamamlandığında Kütahya’ya değer katan bir merkez olacak” dedi.
Göreve geldikleri dönemde salgın koşullarında dahi Üniversitemizde uluslararası etkinlikler düzenlendiğini kaydeden Uysal, bunların içinde en çok kıymet verdiği etkinliğin Kütahyalı sanatçıların isimlerinin Güzel Sanatlar Fakültemizdeki dersliklere verildiği Ustalara Saygı etkinliği olduğunu söyledi.
ŞENAY AYDEMİR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir