Kütahya’da Osmanlı’nın “Amin Alayları” geleneği yaşatılıyor

856

Osmanlı’da eğitime yeni başlayan çocukların okul korkusunu gidermek, onlara okuma isteğini aşılamak ve arkadaşlarıyla kaynaştırmak amacıyla düzenlenen “Amin Alayları” geleneği çerçevesinde Kütahya’da etkinlik düzenlendi.
Kentteki bir özel okul tarafından Cumhuriyet Caddesi’ndeki etkinliğe okula yeni başlayan öğrenciler, veliler, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.
Etkinlik kapsamında mehter takımı gösteri sundu.
Mehter kıyafeti giyen ilkokul öğrencileri ile okula yeni başlayan öğrencilerin mehter takımı ile birlikte cadde boyunca yürümesi vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi.
Okul Müdürü Mustafa Ercan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Osmanlı’nın bir geleneği olan ‘Amin Alayı’nı yaşatmak için etkinlik düzenlediklerini söyledi.
Okula yeni başlayan çocukların düzenlenen etkinlikle okula daha rahat uyum sağladıklarını belirten Ercan, “Amacımız, çocuklarımıza okulu sevdirmek, kolay bir şekilde okula uyum sağlamalarına destek olmak. Etkinliğimizi şehrimizin işlek caddelerin birinde gerçekleştirerek bu geleneği halkımızla da paylaşmak istedik. Hem velilerimizden hem de vatandaşlarımızdan yoğun ilgi var. Herkese ilgi ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.
Etkinliğe katılan veliler de duydukları memnuniyeti ifade etti.
Etkinlik, dua edilmesi ve ikramlarla sona erdi.
Amin Alayı geleneği
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’ne göre, halk arasında “Amin Alayı” olarak adlandırılan bu törene “bed’-i besmele cemiyeti” de denilmekteydi. Amin Alayı genellikle kandil, pazartesi veya perşembe günleri düzenlenirdi. Geleneğe uygun olarak okula başlayacak çocuğun ailesi bir gün önceden okulun hocasına haber gönderirdi. Hoca da merasim günü çocukları sıraya dizer, öndekiler yüksek sesle ve koro halinde ilahiler okuyarak, arkadakiler de beyit aralarında “amin” diye bağırarak neşe içinde çocuğun evine gelirlerdi. Çocuğun ailesi tanınmış ise komşu okulların hocaları ile öğrencileri de törene davet edilirlerdi. İstanbul’da oturan ailelerin okula başlayacak çocuğu törenden önce Eyüp Sultan’a götürerek birlikte dua etmeleri adetti.
Mektepten hareket eden Amin Alayı eve doğru yaklaşırken çocuk kapıda bekletilir, topluluk eve gelince hoca dua eder, arkasından herkes “amin” derdi. Daha sonra çocuk, önceden süslenerek hazırlanmış bir arabaya veya “midilli” adı verilen ata bindirilir ve ilâhiler söylenerek çıkılırdı. Kafilenin önünde iki kişi atlastan yastık üzerinde cüz kesesi ile elifbayı, arkasındaki, çocuğun mektepte oturacağı minderle okurken üzerine cüzünü koyacağı rahleyi taşır; onun arkasında çocuğun oturduğu araba veya midilli, sonra ikişerli sıra halinde mektebin hocası, ilahiciler ve “aminciler” yürürdü. Çocuğun ailesi ile davetliler ve halk kafilenin arkasında giderlerdi. Şehrin sokaklarında bu şekilde bir müddet dolaşılarak çocuk mektebe getirilirdi. Yine usulüne uygun olarak hocasından ilk dersini aldıktan sonra onun ve davetlilerin ellerini öper, talebelerden birisi “aşr-ı şerif” okur ve hocanın yaptığı dua ile tören biterdi. Kimi zaman Amin Alayı sokaklarda bir süre dolaştıktan sonra çocuğun evine gelir ve ilk ders orada verilmek suretiyle tören tamamlanmış olurdu. Tören sonunda çocuğun ailesince hazırlanmış yemekler yenilir, hocaya, kalfaya, ilahi okuyan ve Amin Alayı’na katılan bütün çocuklara hediyeler ve harçlıklar dağıtılırdı.
“Amin Alayları”nın önemli bir pedagojik değer taşıdığı ve bilhassa çocuklarda büyük bir okuma arzusu uyandırdığı kanaati yaygındı.AA




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir